Fuat TÜRKMEN

Fuat TÜRKMEN

f.turkmen@haberler23.com

KÜTTAP (4)

Olayları okuyabilmek, olaylara bakabilmenin getirebileceği bir yeteneğin marifeti olarak kaleme yansır. Zira; tarihin neresine bakarsanız, sadece o kısmını görmüş olursunuz.

İnsan baktığı yeri görür ve gördüğü yeri okuyabilir. Oysa parçaya bakanlar, bütünden ayrılarak parçalanmayı kendilerince bir marifet saymışlardır.

Karşıt görüşler denen algı müesselerinin tarihe bakış açısı, bütünlüğün oluşumunda önem arz eder. 

Birbirini tamamlayan bu bilgiler, deyim yerindeyse yapboz parçalarının şekli tamamlamasına benzer...

Ülkemizde tarih; genelde subjektif bir şekilde yazılır ve öylece okunarak belge niteliğinde raflara donanır.

Oysa görüş farklılıklarının bulunduğu olaylar, çarpraz okuma sistemiyle ele alınır. Yani; olaylar hakındaki farklı görüş mensuplarına ait metinlerdeki algılar gözden geçirdikten sonra okunan tüm bilgiler, doğruyu yanlıştan ayırt edecek akli melekelerin bakış açısıyla değerlendirilerek gerekli olgu ya da, yargıya varılır.

Bazen olaylar anlatılırken, farklı üsluplar kullanıldığı için yargıya bir türlü varılamaz.

Sanırım anlatacağımız hikâye bu konuya bir örnek teşkil edecektir.

İnşaatta çalışan ve her biri farklı milletten; Fars, Arap, Ermeni ve Azeri dört işçi yevmiyelerini alarak öğlen yemeği için manava varırlar.

Fars olan; engür, Arap olan karim, Ermeni kagoh ve Azeri olan üzüm diye tutturur aralarında tartışma başlayıca manav, parmağıyla üzümü işaret edince dördü de, başını sallar ve tartışma biter...

Önemli olan anlatılanlardır. Zira üslûp kişiye has bir durumdur.  

Günümüz tarihçilerin Bernart Lewis araştırma yönü ile tercih edilen bir tarihçi iken, Osmanlı Tarihi denince kaynak eser olarak akla gelen ilk sıradaki isimlerden Hammer, kendi tarihimize dahi nasıl tutum sergilediğimizin delili olsa gerek. 

(Devam edecek)
Ftürkmen.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet