Fuat TÜRKMEN

Fuat TÜRKMEN

f.turkmen@haberler23.com

KÜTTAP (6)

İnsan akıl-irade ve vicdan olarak üç boyutlu bir varlıktır. Vahiy insanın aklına hitap ederken, sentezi vicdana doğru akar, vicdandan gelen ses, söz olarak dile dökülürken, eylem olarak davranışlara doğru intisab eder. Lakin vicdandan gelen ses çift yönlü olup, bunların seçimini irade denen, kişiye ait tasarruf hakkı belirler.

Yaşam kaideleri şeklinde açıklayacağımız din ise İslam da, şu dört temel esas üzere durur. Bu sıralama:
İman-ahlak-ibadet ve muamelat şeklindedir.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran yegâne yetenek şuur olup, şuurlu bir İslam anlayışında iman, marifet ile başlar.

Marifetullah; yani Allah'ın bildirdiklerini bilmek...
Ahlak; bu bilgiler ışığındaki davranışlardır.

İbadet; kul ile Allah arasındaki bağ olup, davranışların alemlerin Rabbına yönelen gerçek yüzüdür.

Muamelat; bilginin sosyolojik boyutudur. İnsan ile insan, insan ile toplum ve toplum ile toplum arasındaki adalet yapısına dair gerçekleri sıralar.
Zira; İslam dininin temel hedefi tevhid ve adalettir...

İslam'a ait ilk vesika olarak bilinen Medine Sözleşmesi'nde meşru hukuk zemininde Yahudilere ait irade tasarrufuna dokunulmamış, Medine dışına çıkarılmaları ise, antlaşma hükümlerini ihlal ettiklerinden dolayı olup, sözleşme maddelerinin gereği olarak yapılmıştır.

Unutmayalım ki; Hz Rasulullah dini tarif ederken üç kez tekrarlamış ve
"Din nasihattir, din nasihattir, din nasihattir" diyerek gerekli noktayı koymuştur...  

Hayber'in fethiyle birlikte Medine; askeri ve iktisadi yönüyle hayli gelişmiş bu arada Mekke'de kıtlık zuhur etmistir.

Aslında Mekke topraklarının ele geçirilmesi için bulunmaz bir fırsattır. Lakin Hz Rasulullah; Hayber gelirlerinin bir kısmını Mekke'de kıtlık çeken insanlara bağışlayarak onların gönüllerini kazandı. Mekke'nin fethi sırasında 70 Mekkeli müşrik Medine'den gelen orduya müdehale ederken, diğerlerinin sessiz bir halde fethi izlemesi, gônül fethinin insan fıtratına yönelik önemini belirtmez mi?

Aynı şey Amr bi As komutasındaki ordunun Filistin üzerinden Mısır'a yürüyüşünde gerçekleşir.

Haberi duyan halife Hz Ömer, hemen bir mektup yazarak Amr bin As'a derhal dönmesini emreder. Mektup Amr bin As'a ulaşır fakat içeriğini anlayan Amr bin As mektubu açmaz ve Mısır'ı işgal eder. İşgal sonrası mektubu okuyan Amr bin As, Mısırı İslam topraklarına dahil etmiştir lakin, İslam'ı, Mısır'laştırmış olarak...!

Tarihi şöyle bir yoklarsak Cemel ve Sıffin vakalarının kökeninin Mısır'dan gelen birliklerin Medine'yi işgali sonrası zuhur ettiğini de, görmüş oluruz...

Araplarda dahi adam olarak görünen Amr bin As, Mısır fethinden sonra Sıffin'de de, ortaya çıkarken, dini anlatmak için dahiyane fikirlere gerek olmadığını, aklı çelmek ile gönlü fethetmek arasındaki farkı anlayanlar gayet iyi bilirler.

Alemlerin Rabbı olan Allah'ın bildirdiği dinin ilk basamağı ise; fatiha suresinde hep tekrar ettiğimiz gibi "dosdoğru" yani; doğruluk ve dürüstlük kaidelerinin bulunduğu bir dindir..

(devam edecek)
Ftürkmen. 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları
Haber Scripti: Medya İnternet