GÜNDEM:
Fethullah Gülen Zaman Gazetesi Röportajı Oku (Fethullah Gülen Zaman Gazetesi)
Fethullah Gülen Zaman Gazetesine yaptığı röportaj burada. Fethullah Gülen Zaman Gazetesine neler söyledi? Fethullah Gülen hangi partiye oy verecek? Fethullah Gülen Ak Parti açıklaması. Fethullah Gülen Zaman Gazetesine verdiği demeçler burada...

 Gülen yöneltilen suçlamalar için ne dedi?


Zaman'ın, Gülen'le yaptığı ve "Herkes konuştu o sustu" sloganıyla haftalardır anons ettiği röportaj bugün gazetede yayınlandı. Fethullah Gülen, Zaman'ın röportajında Ekrem Dumanlı'nın sorularını cevapladı.

BBC'de yayınlanan mülakatının dışında bir süredir sessiz kalmayı tercih eden Gülen, Dumanlı'dan geldiği ifade edilen röportaj teklifini geri çevirmemiş.
Dumanlı, röportajın sunuş bölümünde Gülen'in mahzun, kederli ve incinmiş olduğunu ancak ümitsizliğe düşmemiş olduğunu "zifiri karanlığın ardından doğacak bir güneş için dua eder bir hali" olduğunu gözlemlediğini aktardı.
GÜLEN'İN RÖPORTAJ SIRASINDA EN ZORLANDIĞI AN
Dumanlı röportajın en zor kısmının fotoğraf çekimi olduğunu da aktardı.Gülen'in fotoğraf makinesinin soğuk objektifi karşısında sıkıldığını ifade eden Dumanlı, Gülen'in zaman zaman bunaldıklağını hissettiklerini notları arasına düştü.
TÜRKİYE'DEN GİDERKEN ÜZERİNDE OLAN CEKETLE FOTOĞRAF
Fotoğraf çekimi sırasında ceketli bir fotoğraf talep ettiklerini bilgisini de paylaşan Dumanlı, Fethullah Gülen'in Türkiye'den giderken üzerinde olan ve döneceği gün için aynı elbiseyi saklayan Gülen'in bu elbisesi ile poz verdiğini paylaştı. Gülen'in aynı elbisenin cebinden küçük bir Cevşen çıkardığını da ifade eden Dumanlı, Türkiye'den ayrılırken okuduğu Cevşen'i de cebinde muhafaza ettiğini belirtti.
"Yakıştıramadım" başlığı ile yayınlanan Fethullah Gülen röportajının önemli bölümleri:
YÖNELTİLEN SUÇLAMALARLA İLGİLİ NE DÜŞÜNÜYOR?
Peki Gülen kendisine yöneltilen suçlama ve ifadelere karşı ne düşünüyordu?
Gülen soruya cevabı, "Elbette çok üzüldüm, canım sıkıldı. Ellerindeki hangi delile dayanarak bunları kendilerinden emin bir şekilde telaffuz ediyorlar, doğrusu çözemedim. Burada ifadeden kaçınacağım o galiz tabirleri, atf-ı cürümleri, mü'minlere karşı ehl-i küfrün bile tarih boyunca kullandığını hatırlamıyorum. Kullananlara asla yakıştıramadım. Yalan söylüyorlar demeyeceğim. Hilâf-ı vâki hususlarla insanları yanıltıyorlar demeyi tercih edeceğim. Aynı kıbleye yöneldiğimizi düşündüğümüz insanlar tarafından böyle bir muamelenin ekstra acı var ama "Bu da geçer Ya Hu" deyip sabretmekten başka bir şey elimizden gelmiyor" şeklinde oldu.
"DARBELERDE GÖRDÜĞÜMÜZDEN 10 KAT FAZLA ZULÜM VAR"
Gülen, yaşananları geçmişlede kıyasladı ve "Bu türlü bir cendereyi defalarca yaşadık. 12 Mart Muhtırası'nda 'devlete sızmak' suçlamasıyla 6 buçuk ay hapis... 163. madde o günlerde, rahmetli Özal kaldırıncaya kadar bir giyotin gibi Müslümanların başındaydı. 12 Eylül'de (1980) 6 sene bir şakî gibi takip edildim. Baskınlar yapıldı. Arkadaşlarımız taciz edildi. Bir açıdan baktığımızda darbe ve tarassut altında yaşamak bir hayat tarzı haline geldi. Şu an gördüğümüz şey askerî darbelerde gördüğümüzden 10 kat daha fazladır..." dedi.
28 ŞUBAT'LA İLGİLİ YÖNELTİLEN SUÇLAMALARA NE DİYOR?
Cuntacı generallere destek vermekla suçlanması ile ilgili ne diyor?
Refah Partisi'nin seçimlerden birinci çıkmasıyla birlikte Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde bir hareketlenme olduğu hemen herkesin şahit olduğu bir husustu. Bulutlar toplanmaya başlamıştı ama henüz fırtınaya dönüşmemişti. Ankara'da rahmetli Yavuz Gökmen ve Fehmi (Koru) Bey'i hatırlıyorum. Fatih (Çekirge) Bey vardı. O arkadaşlarla da bu his ve duyumlarımı paylaştım. Çok haksız ve seviyesiz tepkilere muhatap oldum. Halbuki başkaları da vardı tehlikeyi gören. Susurluk Skandalı'yla birlikte oluşan toplumsal tepkiyi kendi hesabına değerlendirenler darbeyi fiiliyata koyduğunda iş işten geçmişti. Susurluk'la ilgili MİT'in hazırladığı rapora son anda fakirin ismini eklemişlerdi. Bunun kimlerin eliyle yapıldığını sonraları duysam da mü'minleri tân etmedim, içime gömdüm. Sonra 28 Şubat yaşandı. Ve o malum bildirinin ikinci maddesi, okulların Tevhid-i Tedrisat çerçevesinde devletleştirilmesini talep ediyordu. Gerilimin had safhaya çıktığı o dönemde milletimiz adına en az zararla kurtulmanın yollarını ararken birçok insan gibi erken bir seçimin çare olabileceğini telaffuz ettim. Yeni bir seçim kanunu ile erken seçime gidilmesi gerektiğini dile getirdim. Bunu sadece fakir söylemedi; Korkut Özal başta olmak üzere birçok isim de aynı kanaati ifade etti. Hatta o gün hükümeti destekleyenlerden de böyle düşünen ve manşet atanlar vardı. Arşivlere girilirse kimin ne söyleyip yazdığı görülür.
Şu husus da vardı. Ülkede oluşan darbe havasını o günün Çalışma Bakanı rahmetli Necati Çelik Bey'e anlattım. Şahitlerim de var. Alaeddin Kaya Bey ve Melih Nural Bey o görüşmede beraberdiler. "Hükümeti bertaraf etmeyi planlıyorlar..." dedim. Anti-demokratik bir hadisenin zuhur etmemesi için çırpınıyordum. Necati Bey endişelerimi heyecanla dinledi, kalktı gitti. Rahmetli Erbakan Hoca'ya durumu nakletmiş. Fakat oradan 'hadisenin önüne geçelim' şeklinde bir yaklaşım sergilenmedi.
Tansu (Çiller) Hanım'a da yaklaşan tehlikeyi anlatmaya çalıştım, olumsuz gelişmeleri naklettim. Tansu Hanım, "Hocam, itidalli olalım" deyince üzüldüm. Teferruata girmedim. Kimseye bir şey anlatamadığımı görünce, günümüzde yakın coğrafyamızda yaşanan hadiselere benzer bir hadisenin önüne geçebilmek için bir şeyler söyleme ihtiyacı hissettim.
"Erken seçim" oyunları bozabilirdi.
Kimseye 'beceremediniz' demek haddim değil. Herkese, hele de milleti temsil konumunda olanlara belli bir hürmeti muhafaza ettiğime herkes şahittir. O gün Hz. Ebubekir ve Ömer bin Abdülaziz gibi büyük kametlerden örnekler vererek idareden çekilmenin zül olarak addedilemeyeceğini anlatmaya çalıştım. Eğer sine-i millete dönmek daha büyük badireleri önleyecekse -ki bu 27 Mayıs için, 12 Eylül için de söylenebilir- tercih edilmeli. Nitekim 27 Nisan Muhtırası'ndan sonra AK Parti hükümeti, bir hafta içinde erken seçim kararı alarak bu badireyi atlatmıştı. 28 Şubat'a benzer usullerle devrilmeye çalışılan iktidar, sine-i millete dönerek, sandığı ortaya getirerek oyunu bozmuştu. Benim de söylediğim buydu: "Seçim kanununu değiştirerek ülkeyi erken seçime götürün."
Şunu arz etmede fayda mülâhaza ediyorum. O günkü Susurluk Raporu'na ve 28 Şubat Bildirisi'ne iyi bakılırsa, cuntanın öncelikli hedeflerinden birinin bu Hareket olduğu görülür. Sonra yaşadıklarımız, niyetin tahakkuk ettirilmesiydi. Bunun aksini iddia etmek insafa sığmaz, hakikate de münafi.
"İZAH EDİLEMEYEN HER ŞEYİ CEMAATE YIKMAK GİBİ BİR REFLEKS VAR"
Daha önceki görüşmelerimizde "Cemaat Fenerbahçe'yi ele geçiriyor..." iddialarını tuhaf karşıladığınızı, bunu anlamakta zorlandığınızı ifade etmiştiniz. Ortaya çıkan yeni bilgiler çerçevesinde bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Evet. Fenerbahçe güzide bir kulübümüz. Müşahede ettiğim kadarıyla yönetimi, seyircisi ve taraftarıyla çok ciddi bir kenetlenme içinde. Bu imrendirici bir durum. Bundan kim rahatsız olur ki? Ben Galatasaray, Avrupa'da muvaffak olduğunda çok sevinmiş iftihar etmiştim. Gönül ister ki Beşiktaş, Trabzonspor ve diğer takımlarımız da başarılarına yeni başarılar ilave etsin. Dünyada kendinden söz ettirsin. Fenerbahçe'yi ele geçirme, Galatasaray'ı ele geçirme gibi teşebbüsleri siyaset harici emellerle nasıl izah edeceksiniz? Kamuoyuna izah edilemeyen her hususu Cemaat'e yıkma, kendini temize çıkarma gibi bir refleks var. Şimdi ortaya çıkan yeni bilgiler ışığında bunun da bir iftira olduğu anlaşıldı.
"KUMPAS LAFZI BİR AYAK OYUNUDUR"
Başta Ergenekon davası olmak üzere toplum tarafından yakinen takip edilen davalarda geniş çaplı tahliyeler yaşandı. Nasıl değerlendirirsiniz?
Kanun nizam ne gerektiriyorsa hukuk ve yasalar ne diyorsa, onun yanında oluruz. Kumpas lafzı, bir ayak oyunuydu. Kendi yaptıklarını Cemaat'e fatura etmeye kalktılar. Bir kişi için Meclis'i toplayıp yasa çıkardılar. Aynı duyarlılığı bu insanlar için de gösterebilirlerdi. Tahliye başka, yargı süreci başka. Yargılanmaları devam ediyor. Hukukun kararını saygıyla karşılamak lazım. Biz hep hukuktan yana, evrensel değerlerden yana olduk. Yine öyle olacağız. En zor anlarda taarruza maruz kaldığımızda bile hukuka saygıda kusur etmemek lazım.
KİM MAHÇUP OLACAK BELLİ OLACAK
Böyle çetin dönemlerde savrulmamak çok önemli. Herkes karakteri kadar. Gönül koymamalı, kim başını öne eğecek kim mahçup olacak zaten öbür dünyada belli olacak.
BİZ HAKKIMIZI HELAL ETTİK
Biz bize olan hakkı helal ettik. Yedi cihan duysun. Ama tecavüz edilen şeylerde dinin hakkı varsa mukaddes emanet.

Fethullah Gülen'in Zaman gazetesinde yayınlanmaya başlayan röportajına hükümet kanadından cevap Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'dan geldi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Dini grupların siyasi parti gibi açıklama yapmaları doğru değil. Siyasi açıklama yapacaksa parti kursunlar."dedi.
Fethullah Gülen'in Zaman Gazetesine verdiği röportaja bir tepki de Beşir Atalay'dan geldi. A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün'ün sorularının yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ortada dini otorite değil siyasi bir lider olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.. Cemaatin iktidara açtığı savaşın komplo ve darbe girişimi olduğunu savunan Atalay, seçimlerden önce çok yönlü soruşturmanın başlayacağının işaretini verdi.
GÜLEN ARTIK DİNİ DEĞİL SİYASİ LİDER 

Hem Türkiye, hem de İslam dünyası için çok çetin bir ortam yaşıyoruz. Baktığınızda bir dini otorite ya da bir grubun dini lideri yok. Bugünkü gazeteyi de söylüyorum, bundan önceki lanet seansını, daha önce yapılanları, telefon konuşmalarını hepsini bir araya getirdiğimizde ortada bir siyasi liderlik var artık. Aynı gazeteye bugün baktım, o vesileyle gazetenin diğer yazarlarına da baktım. O yazı, o konuşma dışında her tarafı nefret ve hakaret dolu. Kime Başbakan'a, AK Parti'ye, hükümetimize. Bir dini kesime hiçbir dönem bu kadar hakaret olmamış. Biz de şunu diyoruz. Bu kadar Türkiye'yi değiştiren dini özgürlükle, ibadet özgürlüğü, kıyafet özgürlüğü devletin bütün okullarında dini eğitimin geliştiği, Türkiye'nin çok güzel açık berrak dinini hangi kesimden olursa olsun rahatça yaşadığı bir ortamda dini hizmet verdiğini deklare eden, bu yönde olduğu ifade edilen bir cemaat böyle bir iktidara savaş açıyor, komplo kuruyor. Darbe teşebbüsü. 17 Aralık'ı yapıyor, 25 Aralık'ı yapıyor. Kendisi zaten istihbarat örgütü gibi zaten. Hepimizle ilgili iftiralar yayınlıyor, ses tapeleri montajlar görüntüler. Şu anda CHP ile ittifak içinde. Nerede CHP ye oy verilir. CHP genel başkanına veriler veriyor aman şunları kullanın diye. Böyle bir politika yürütüyor. Bugünkü gazetedeki söylemle, yürüyen çok farklı. O güvenirlik artık kalmadı. Mitinglerin dili biraz da bunu söylüyor.
DİNLEME KARARI VEREN HAKİMLER DE SORUŞTURULACAK 

Çok soruşturma olacak. Şu anda hem istihbarat teşkilatı, emniyet teşkilatı, TİB, hem Adalet Bakanlığı milyonlarca dinleme kararlarını hangi hakimler hiç incelemeden verdiler, bu kadar insanımızın hayatına nasıl girdiler, insanımızı adeta dinlenme hastası haline getirdiler ve insanın özekline bu kadar indiler. En mahrem konuların, devlet sırlarının konuşulduğu kriptolu telefonlarının nasıl dinlediler… şu anda çok geniş bir çalışma var. Dinleme kararını veren hakimler de dahil masaya yatırılacak.
CEMAAT DİNİ GRUP OLMAKTAN ÖTE KORKU ODAĞI OLMUŞ

Özellikle 2011'in ikinci yarısından itibaren, 2012 ve 2013'te çok fecaat şeyler yapılmış. Sorumsuzca dinleme kararları, kişilerin en mahrem konularına girilmesi affedilir şeyler değil. Bunun ne dinle ne diyanetle ne ciddiyetle ne siyasetle ne insanlıkla bağdaşır bir taradı yok. Dini grup olmaktan öte korku odağı olmuş. Herkes acaba benimle ilgili bir şey var mı diye korkmaya başlamış. Bundan sonra "hiç bir dönemde bu kadar baskı yapılmadı" gibi savunmaların topluma izahı yok. Toplum bunu çok iyi kavradı.
CADI AVI OLMASIN DİYE UĞRAŞIYORUZ

Her konuda hukukun içinde olmayı çok önemli görüyoruz. Terörle mücadele de dahil her şeyi demokratik ortam ve hukuk içinde yaptık. Burada bir cadı avı olmasın, haksızlıklar olmasın. Dosyalar tam olgunlaşsın belgelensin ondan sonra soruşturmalar olsun.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
cihat abazi 4 ay önce

İnşAllah herşey düzelicek. Hocam biz sizi çok seviyoruz. Ama şunda belirtmek istiyorum ki havlayan köpek ısırmaz demiş dedelerimiz.

Misafir Avatar
AKP TEK ÇÖZÜM 5 ay önce

Cemaat okullarına yapılan sorusturmalari destekliyorum .bunlar insanların manevi duygularını kullanarak maddi yardimlar toplayıp, dershane adını verdikleri medrese görünümlü kuytuda kimsenin goremeyecegi yerlerde apo başkan diyen serefsizlerin çocuklarını besliyorlar .Amaçları da dinimize 1 insan daha kazandirmakmis.ulan nerde pislik, yardıma muhtaç zavalli varsa kaldırıp devletimizi birligimiziTC bozmaya çalışıyorsunuz .Dinimizi kullanıp insanların beynini yikiyorsun.senin okulunda ki calisanlara oy toplamaya çalıştıkları icin yazıklar olsun. İmanın varsa fethullah devletine islam devletine milletine TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDASLARINA BİR OKUL HASTANE YAPTIRIP HİBE ETSENE.SENDE IMAN OLSA PARAYLA DEVRANI DONDURMEZSIN TUUHH SANA REZİL SATICI....GELME TÜRKİYE ME KIRLETME PİSLİK...

Misafir Avatar
ismail özel 5 ay önce

şuan bir parça ekmek bir tas çorbamız varsa soframız da sayın başbakanımız RECEP TAYYIP ERDOĞAN sayesindedir yolunuz açık olsun başbakanım

Misafir Avatar
Naz ars 5 ay önce

Benim anlamadigim bunlar ayni teknede yogrulmus hamur. Ne oldu da farkli firinlarda pisiyorlar? Hakkimizde hayirlisi Rabbim kalplerine gore islerini rast getirsin. Bu vatana zarar vermesinlerde ne yaparsa yapsinlar hepsi gecer unutulur musluman Af eder etmekide zaten...

Misafir Avatar
Erkan 5 ay önce

Hoca buğüne kadar dogru konuşuyordu şimdi mi dogru konuşuyor başkanınız bu güne kadar hoca nın arkasından ayrılmıyordu adını agzına besmeleyle alıyordu şimdi mi hoca kötü oldu hepiniz boşsunuz hatta boşun boşusunuz

Misafir Avatar
sevgi sandik 5 ay önce

hoca ne guzel de konusuyor. sutten cikmis ak kasik. basbakan bunlari haketmiyor. ALlah basbakanin yolunu acik etsin. AMIN

Coca Cola'dan açıklama
İsrail'in Gazze'deki katliamlarının ardından sosyal medyada Coca Cola ve İsrail ürünlerini satın almama...

Haberi Oku